UNUTTUK!

Hayat gerçekten çok garip; nerede, ne zaman, nasıl, niçin, neden ve kim sorularına sürekli cevap arıyoruz, sürekli sorguluyoruz. Başımızdan geçen olayların arkasında bir sebebin yatıp yatmadığını merak ediyoruz.

Peki, bunları neden yapıyoruz, hiç düşündük mü? Düşünmedik tabi ki çünkü unuttuk, unutturulduk. Neyi mi unuttuk, hakikati… Necisin, nereden geliyorsun, nereye gidiyorsun sorularının cevaplarını unuttuk. Unutturdular bize asıl olanı. Onlara da kızmıyorum asla ve kat’a. Biz istemeseydik unutmazdık ama biz de istedik, biz de arzuladık unutmayı. Çünkü ağır geliyordu bu soruların cevabı ve kaçamak noktası arıyorduk hep. Her şeyin geldiği yeri, nereden geldiğini unuttuk. Tevekkülü unuttuk, ya Gaffare’z-zunub, ya Settare’l-u’yub sırrını unuttuk. Arzın ve arşın neden halk olduğunu unuttuk.

Korkmuyoruz artık değil mi? Ayıplarımızın örtülmesinin de pek bir ehemmiyeti kalmadı zaten. İyice yüzsüzleştik, iyice gamsızlaştık. Yanı başımızda mazlumlar kan ağlıyorken yardım etmeyi unuttuk. Sessiz kalmayı tercih ettik biz. Sayımız 2 milyara ulaştı ama Bedrin 323 Aslanı bizden daha çoklardı. Onların dimağları dinçti, onlar hakikatin farkındalardı, onların davası vardı ve onlar ümit vardı… Her şeyin bittiği yerde, tüm ümitlerin tükendiği anda Rablerinin orada olduğunu biliyorlardı. Fakat biz bunları da unuttuk. Mir ‘aç kapısını, ilk yönelişi, peygamberler diyarını unuttuk. Diyoruz ki ‘’… kırmızı çizgimizdir.’’ Sadece diyoruz ama hissetmiyoruz, anlamıyoruz, gülüyoruz, rahat uyuyoruz. İstedik mi hiç Arzın sahibinden bozuk düzeni değiştirmek için cesaret, istedik mi hiç gücümüzün yetemeyeceği noktada sabır, istedik mi hiç bize güç verecek refikler? Sonra diyoruz ki; neden böyle oluyor, nasıl oluyor, niçin yapıyorlar ve ne istiyorlar bizden… Nereden geldiğini, neden geldiğini düşünemiyoruz çünkü unuttuk.
Ellerimiz renkli biliyor musunuz? Hem de kırmızı. Arşa yükselen son nefesteki o kutsal ses! Haksızlıklara karşı mücadele eden o kutlu ses! Bu sesi duyarken kulaklarımızı tıkadığımız için renkli ellerimiz ve bu renk çıkmayacak hiçbir vakit. Hepimiz bu seslere sessiz kalarak cinayete kurban gittik farkında mısınız? Hem de kendi kendimizi katlettik.. Öldürdük bizi biz yapanı, öldürdük hakikati arayacak olanı, öldürdük ruhlarımızı…

Tüm bunlara rağmen inanıyorum, hissediyorum, biliyorum, görüyorum uyanacağımız o günü, dirileceğimiz o anı, hatırlayacağımız o vakti ve diyorum ki: Ümit var olunuz, bu muammalı devirde, bu fırtınalı çağda en yüksek gür ses, inanmışların, kendini hakikate adamışların sesi olacaktır.

Sözü burada düğümlüyor ve dünyayı değiştirecek olan fiiliyatı eksik olan kavli dua değil, eylemdir*… diyorum.

*Dünyayı değiştirecek olan dua değil, eylemdir.! (Aliya İzzetbegoviç )

Muhammed Vehbi SEVİMLİ